DJ_SUSKUN
   
 
  > 2.DERSİM KATLİAMİ
 
Ekonomik yatırım diye Dersim'in gözbebeği Munzur suyu ve kolları üzerine kurulacak 8 barajla yeni bir katliamın tezgahlandığı ortaya çıktı. Bölgeye hiçbir getirisi olmayan barajlarla bölge insansızlaşacak, doğa tahrip olacak, bazı hayvan ve bitki türlerinin nesli sona erecek.

Tarihinde birçok katliama sahne olan Dersim, yeni bir katliamla yüzyüze. 1931 yılında "Dersim vadilerini suyla doldurma" stratejisini gündemine alarak, bölgede insansızlaştırmayı hedefleyen Türk devleti, bu stratejisini gerçekleştirmek için Munzur suyu üzerine kuracağı 8 barajdan 2'sini tamamladı, diğer 6 barajdan 2'sinin de inşaasına başlandı.

Türkiye'nin en zengin yabanıl hayatını, en zengin bitki örtüsünü, halk arasında kutsal sayılan Munzur suyunu barındıran Dersim'de, 1985 yılında yapılmaya başlanan Mercan suyu üzerindeki baraj tamamlanırken, Uzun Çayır barajının inşaatı devam ediyor. Yapılması planlanan barajlardan Konaktepe ve Konaktepe II inşaat aşamasında iken Kalatepe, Bozkaya, Harçik ve Akyakık master planda. Bu baraj projelerini, Stone Webster (ABD), Va Tech Elin (ABD), Strabag AG (Avusturya) ile Ata İnşaat Sanayi A.Sü. ve Soyak Uluslararası İnşaat ve Yatırım A.Sü. firmaları uygulayacak.

Her yer balçıkla dolacak

Barajlar projesinin tamamlanması durumunda; 60-72 bin Kürdistanlı'nın katledildiği 1937-38 Dersim katliamından daha ağır sonuçların doğacağına dikkat çeken uzmanlar, bölgenin tümden insansızlaşacağını ve birçok hayvan ve bitki neslinin tükeneceğini belirtiyorlar. Barajlarla birlikte bölgedeki iklimde önemli değişikliklerin yaşanacağını, bunun da bölgede bugüne kadar görülmemiş bakterilerin ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden olacağını kaydeden uzmanlar, 30 ila 50 yıl içinde Munzur suyu ve şişme alanının balçıkla dolacağına işaret ediyorlar.

Nil'e 1, Munzur'a 8 baraj

Nil ve Amazon gibi dünyanın sayılı nehirlerinde bile birden fazla barajın olmadığına dikkat çeken uzmanlar, Munzur gibi kar ile beslenen su üzerinde 8 barajın kurulmak istenmesinin hiçbir bilimsel ve ekonomik bakış açısına uymadığına vurgu yapıyorlar. Barajların sürekli suyla beslenmesinin şart olduğunu ifade eden uzmanlar, 144 km uzunluğundaki Munzur Suyu'nun, saniyede ortalama 87 metreküp su akıttığını kaydettiler. Uzmanlar ayrıca Munzur'un en yüksek akımının Nisan ayında 398 m3/sn, en düşük akımının ise Ekim ayında 44 m3/sn olarak tespit edildiğini belirtiyorlar. Munzur'un değil 8 barajın, 1 barajın dahi ihtiyacını karşılayacak durumda olmadığına dikkat çekiyorlar.

Demografik yapı değişecek

Türk ordusunun 1931'de hükümete sunduğu raporlarda "Dersim'in lağvedilmesi için Dersim vadilerinin suyla doldurulması" önerisini günümüzde hayata geçiren Ecevit-Bahçeli-Yılmaz koalisyon hükümetinin, Türkiye ekonomisine ve bölge insanına hiçbir getirisi olmayan barajlar projesinde ısrar etmesi, Dersim katliamının tamamlanmak istenmesi olarak yorumlanıyor.

İlk nüfus sayımı 1940'ta yapılan Dersim'in il sınırları içinde, göçün yaşanmaması durumunda günümüzde 800 bin insanın yaşaması gerektiğine vurgu yapan uzmanlar, 2000 yılı seçimlerinde Dersim nüfusunun 71.500 olarak tespit edildiğini belirtiyorlar. Uzmanlar, bu durumun Dersim nüfusunun yüzde 95'inin devletin göçertme ve bölgeyi insansızlaştırma politikasının sonucu meydana geldiğini vurguluyorlar. Barajlarla söz konusu politikanın tamamlanmak istendiğini kaydediyorlar. Uzmanlar, yapılan bilimsel ve akademik araştırmaların sonucunda barajların enerji üretimine yönelik olmadığının tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığının altını çizerken, insansızlaştırmanın yanısıra Dersim'in idari olarak dağıtılması ve geriye dönüşlerin engellenmesinin de hedeflendiğine işaret ediyorlar.

Birçok bitki ve hayvan türü tükenecek

Sadece inşaatının 720 milyon metreküp kaya ve toprağın yer değiştirmesi gibi büyük doğa tahribatına neden olacak barajların etkileyeceği önemli bir alan da bölgenin endemik (bitki örtüsü) alanı olacak. Dersim yöresinde bulunan 1518 bitki türünden 277'si ise enderliklerinden ötürü Türkiye'yi dünya çapında temsil ediyor. Bu bitkilerden sadece 43 türü sadece Munzur coğrafyasında yaşam alanı buluyor.

Aynı şekilde bazı kuş türleri ve kırmızı pullu ala balık gibi bazı hayvan türleri de sadece Munzur'da bulunuyor. Munzur Vadisi'nin yasalarla koruma altına alınıp, "Milli Park" haline gelmesinde de önemli rolü bulunan bitki ve hayvan türlerinin, barajlarla yok olması kaçınılmaz olacak.

Dersim topraklarında yerli yabancı dil ve tarih üzerine 200'ün üzerinde eserin bulunduğunu belirten uzmanlar, devletin, kendi yasalarını ihlal etmesine karşın kurulmasına müsaade ettiği barajlar nedeniyle söz konusu tarih değerlerinin de sular altında kalacağını ifade ediyorlar.

Çözüm güneş ve rüzgarda

Dersim vadilerine kurulacak 8 barajın toplam maliyetinin 2 milyar dolar olacağının altını çizen uzmanlar, güneş (solar) enerjisi ile ihtiyacın 60 milyon dolarla karşılanabileceğini kaydediyorlar. Ekonomik verilerin dahi, barajlarda ısrar edilmesinin siyasi bir tutum olduğunu gösterdiğini, bazı rant çevrelerinin bunda etkili olduğunu vurguluyorlar.

Barajlar dengeleri sarsacak

Bir doğa harikası olan ve 42 bin hektarlık alanıyla Türkiye'nin en büyük milli parklarından biri olan Munzur Vadisi Milli Parkı 21 Aralık 1971'de, 6831 sayılı Orman Kanunu ile koruma altına alındı. Milli Park olduktan sonra üveyik, bıldırcın, kokarca, sansar, tavşan ve kekliğin belirli zamanlarda avlanması dışında diğer hayvanların avlanması yasaklandı. Yasalarla koruma altına alınan Munzur Vadisi üzerine kurulacak yasadışı barajlar nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Munzur'da barajlar şu tahribatlara yol açacak:

* Milli Park ilan edilen Munzur Vadisi içinde kalan alanlar tahrip olacak, dünyanın en zengin yaban hayatı özelliklerini taşıyan bu bölgede denge bozulacak, birçok hayvan ve bitki türünün nesli tehlike altına girecek.

* Dünya üzerinde benzeri çok az bulunan kırmızı pullu alabalıkların soyu tükenecek.

* Kar yağışının azalmasına paralel olarak kutsal Munzur gözelerinin kaynakları azalacak.

* Bol oksijenli temiz hava, yerini rutubetli bir havaya terk edecek, böylece doğal yaşam olumsuz etkilenecek.

* Munzur Vadisi üzerinden gerçekleşecek tüm ulaşım sona erecek. Ovacık - Tunceli yolu ortadan kalkacak, il merkezi uğrak yeri olmaktan çıkacak.

* Zaten insansızlaştırılmış bölgede göç artacak, insan olmadığı için yatırım da yapılmayacak.

* Baraj ve inşaatların bitiminde sosyal hayat duracak, il merkezi ilçelerden tecrit olacak.

* Barajlar çamurlarla dolduğunda ömürlerini tamamlayacak ve geriye sadece balçık yığını kalacak böylece kutsal sayılan efsanevi Munzur Baba tüm güzellikleriyle yok olacak.

* Kar yağışının azalması, iklimin değişmesi, milyonlarca metreküp toprak ve kayanın yer değiştirmesi sonucunda pınarlar kuruyacak.

* İnsan sağlığına faydalı doğal besin kaynakları yönünden zengin olan yöre, bu özelliğini yitirecek.

* Kutsal sayılan birçok ziyaret yok olup gidecek ve halk mitolojisi darbe alacak.

* Mercan Hidroelektrik Santrali ile Konaktepe II Hidroelektrik Santrali için sular borularla taşınacağından bu mesafelerde nehir yatağından hemen hemen sular tümüyle çekilecek.

Özel yasalarla yönetildi

Askeri çevrelerin 1931'de hükümete rapor olarak sunduğu "Dersim'in lağvedilmesi için vadilerin suyla doldurulması" projesinin ilk uygulaması Dersim'in 25 Aralık 1935 tarih ve 1881 sayılı kanunla, "Tunceli Kanunu" adıyla özel yasalarla kontrol altına alınması oldu. 38 maddeden oluşan kanun, parlamento maddeler üzerinde tartışma gereği duymadan oy birliğiyle bir saat gibi kısa zamanda kabul edildi. Kanunun parlamentoda kabul edilmesiyle, Dersim adı Tunceli yapılıp; Dersim, Elazığ ve Bingöl'de sıkıyönetim ilan edildi.

1935 yılında "Tunceli" adıyla kayıtlarda resmi bir il olmamasına karşın böyle bir kanun çıkartıldı. Anayasa ve hukukun ihlal edilerek çıkartılan "Tunceli Kanunu", 1937-38 Dersim katliamına hazırlıktı. Tüm baskı ve göçertme uygulamalarına karşın topraklarını terketmek istemeyen bir avuç Dersimli şimdi barajların tehdidi altında.
__________________
 
  yasam-radyo
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=